Bu Blogda Ara

25 Temmuz 2019 Perşembe

TURKISH PERSONAL DATA PROTECTION BOARD 
FACEBOOK DECISION

It is a well-known fact that our personal accounts become data stores that contain a lot of information about us due to the increasing use of social media. Given the importance of personal data and malicious purposes, we can say that security is one of the most important things for us on social platforms where we share a lot of data.

In the previous days, Facebook Engineering Director Tomer BAR released to the public that a software bug was discovered by Facebook that could not be prevented with the title ‘Notifying our Developer Ecosystem about a Photo API Bug’ on his personal blog. The relevant announcement is available at https://developers.facebook.com/blog/post/2018/12/14/notifying-our-developer-ecosystem-about-a-photo-api-bug/’.

In this announcement, it was briefly stated that some third-party apps may have had access to a broader set of photos than usual for 12 days between September 13 to September 25, 2018 and even reach their draft photos not shared yet.

After this announcement, the Personal Data Protection Board launched an ex-officio investigation and published the result of this investigation on May 10, 2019.

As a result of the investigation, the Board established that the privacy of personal data has been violated and there is deficiency of technical and administrative measures to prevent this infringement, as a result of which, has resolved an administrative fine amounting to TL 1.650.000.00 on Facebook. The basis of this decision can be listed as follows;

Facebook has discovered a photo API bug that allows third-party applications to access users’ photos, and Facebook reports this as a potential software malfunction after review.

API bug continued for 12 days between September 13 - September 25, 2018, and the failure of Facebook to intervene in the API bug on time is indicative of deficiencies in technical and administrative measures.

When a third party application is allowed to access photos by Facebook user through the Facebook platform, it should only provide access to photos that it shares in the timeline. However, third party applications have access to other photos shared in the Marketplace, Facebook Stories or draft photos by reason of the API bug. Providing access to more photographs of users than allowed is a violation of the Personal Data Protection Law.

Facebook has not been able to clearly identify which photos the 3rd party applications access. Therefore, it can be considered that Facebook is experiencing difficulties in controlling the flow of data on its own platform. This situation contradicts with the data security obligations in paragraph (1) of Article 12 of the Law.

Facebook platform applications in the first stage get users’ permission in the way that “Your friends, connections and other people you play with will be able to see your game movements. The game has access to your public profile and to the people you know who are playing this game.’’  This processing of personal data is based on explicit consent. Since explicit consent must be explained by free will, the explicit consent of the person concerned should not be asserted as a pre-requisite for the provision or utilization of a product or service. This constitutes a violation of the principle of compliance with the law and the rules of honesty in paragraph (2) of Article 4 of the Law.

The violation may have affected 6.8 million users and 1,500 applications created by 876 developers.

About 300.000 users could be affected by the data breach in Turkey.

The Facebook data breach, which is publicly known and named as Photo API was announced by Facebook Engineering Director Tomer Bar on 14.12.2018, which means that Facebook accepts this breach.

One thing that draws attention to the decision is that despite the fact that there is no connection with the software bug, the Board has determined that the explicit consent received by Facebook is contrary to the rules of law and honesty. According to the decision of the Board, explicit consent is a matter that should be taken with free will. However, the explicit consent is taken as a pre-requisite for the provision or utilization of the service by Facebook. This situation is against the definition of explicit consent which is explained in the law.

The Board unanimously decided an administrative fine of TL 1,100,000 on the ground that the situation was a data breach and Facebook did not take the necessary technical and administrative measures under paragraph (1) of Article 12 of the Personal Data Protection Law to prevent the breach.

In addition, the Board determined that Facebook identified data breach on 19.09.2018 but did not notify the Board and started to notify the related persons on 17.12.2018. For this reason, the Board has determined that there has been a violation of the provision that notification should be made as soon as possible in paragraph (5) of Article 12 of the Law and resolved an administrative fine of 550.000 TL.

Given that software bug affected approximately 6.8 million users and 1,500 applications, it can be said that the administrative fine is proportional to the violation.

In light of this data breach, it should be kept in mind while sharing personal data that there may be such major software bugs as in Facebook or in other similar platforms.  In particular, companies should ensure that they fulfil their obligations under the Personal Data Protection Law.


Sinem İlikli, Legal Intern


KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA KURUMU’NUN 
FACEBOOK KARARI

Gün geçtikçe artan sosyal medya kullanımı dolayısıyla kişisel hesaplarımız bizim hakkımızda birçok bilgiyi içinde barındıran veri deposu olmaktadırlar. Kişisel verilerin önemi ve kötü niyetli kullanım amaçları düşünüldüğünde çokça bilgi paylaşımı yaptığımız sosyal platformlarda bizim için en önemli şeylerden birinin ise güvenlik olduğunu söyleyebiliriz.  

Geçtiğimiz günlerde Facebook Mühendislik direktörü Tomer BAR kişisel bloğunda “Geliştirici ekosistemimizin bir fotoğraf API'si hatası hakkında bilgilendirme” başlığıyla Facebook tarafından engellenememiş bir yazılım hatası keşfedildiğini kamuoyuyla paylaştı. İlgili duyuruya https://developers.facebook.com/blog/post/2018/12/14/notifying-our-developer-ecosystem-about-a-photo-api-bug/’ adresinden ulaşılabilir. Bu duyuruda kısaca yazılım hatası sebebiyle 13 Eylül - 25 Eylül 2018 tarihleri arasında bazı üçüncü taraf uygulamaların 12 gün boyunca yetkisini aşan düzeyde fotoğraflara erişmiş olabileceğinin ve kullanıcıların henüz paylaşılmamış taslak olarak yer alan fotoğraflarına dahi ulaşılabileceğinin bilgisi yer almaktaydı. 

Kişisel Verileri Koruma Kurumu, bu paylaşımdan sonra kullanıcı fotoğraflarına erişmek için üçüncü taraf uygulamalara izin veren bir fotoğraf API hatası keşfedilmesi sebebiyle re’sen inceleme başlatmış ve bu incelemenin sonucunu ise 10 Mayıs 2019 tarihinde sitesinde yayınlamıştır.

Yapılan inceleme neticesinde Kurul, kişisel veri mahremiyetinin ihlal edildiği ve bu ihlalin önlenmesi için alınan teknik ve idari tedbirlerde eksiklik olduğunu tespit etmiş ve Facebook hakkında toplamda 1.650.000,00.-TL tutarında idari para cezasına hükmetmiştir. Kurul tarafından verilen bu kararın temel dayanaklarını şu şekilde sıralayabiliriz;

Facebook tarafından kullanıcı fotoğraflarına erişmek için üçüncü taraf uygulamalara izin veren bir fotoğraf API hatası keşfedildiği, Facebook’un yapılan inceleme sonrası bu durumu potansiyel bir yazılım bozukluğu olarak rapor etmesi,

API hatasının 13 Eylül - 25 Eylül 2018 tarihleri arasında 12 gün boyunca gerçekleştiği, bahse konu API hatasına Facebook tarafından zamanında müdahale edilmemesi bu konuda teknik ve idari tedbirlerin alınmasında eksikliklerin göstergesi olması,

Üçüncü taraf bir uygulamaya Facebook platformu üzerinden Facebook kullanıcısı tarafından fotoğraflarına erişim izni verildiğinde sadece zaman çizelgesinde paylaştığı fotoğraflara erişim sağlaması gerekirken, açıklanan ihlalden kaynaklı Marketplace veya Facebook Stories'de paylaşılan diğer fotoğraflara da üçüncü taraf uygulamaların erişim sağladığı, ayrıca Facebook kullanıcılarının Facebook'a taslak olarak yüklediği ve henüz paylaşıma açmadığı fotoğraflara da söz konusu üçüncü taraf uygulamaların erişim sağladığı dikkate alındığında, Facebook kullanıcılarının genel olarak izin vermiş olduğu kapasiteden çok daha fazla sayıda fotoğraflara erişim sağlanmasının, Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasına ve 4 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde belirtilen “Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma” ve (ç) bendinde belirtilen “işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkelerine aykırılık teşkil etmesi,

Facebook’un bahsi geçen üçüncü taraf uygulamaların normalde erişime izin verilmiş olan sayıdan daha fazla spesifik fotoğrafa gerçekten erişip erişemediklerini belirleyemediği dikkate alındığında, bu durumun Facebook’un kendi platformundaki veri akışını kontrol etme noktasında sıkıntılar yaşadığı ve bu kapsamdaki hususun Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında öngörülen veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere aykırılık teşkil etmesi,

Facebook platformu uygulamaları daha ilk aşamada “Arkadaşların, bağlantıların ve birlikte oyun oynadığın diğer kişiler senin oyun hareketlerini görebilecek. Oyunun senin herkese açık profiline ve bu oyunu oynayan tanıdığın kişilere erişimi vardır” ifadesini kullanarak, kullanıcının arkadaş bilgilerine veya diğer bilgilere kişi istemese bile ulaşabilecek şekilde çalışması hususunda izin almaktadır. İlgili kişilerin uygulamada paylaşmaya izin verecekleri kişisel verilerinin neler olması gerektiği ve yükleme aşamasında gizlilik ayarlarıyla ilgili seçimlere imkân sağlamayarak, kişisel verilerin bu şekilde işlenmesini açık rızaya dayandırmaktadır. Açık rızanın özgür irade ile açıklanması gerektiğinden, ilgili kişinin açık rızasının alınması, bir ürün veya hizmetin sunulmasının ya da ürün veya hizmetten yararlandırılmasının ön şartı olarak ileri sürülmemelidir. Bu durumun Kanunun 4 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendine belirtilen “Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma” ilkesine aykırılık teşkil etmesi,

Açıklanan ihlalin 6,8 milyon kullanıcıyı ve 876 geliştirici tarafından oluşturulan 1.500 uygulamayı etkilemiş olabileceği,

Türkiye’de bulunan yaklaşık 300 bin kullanıcının veri ihlalinden etkilenmiş olabileceği,

Kamuoyuna yansıyan ve “Fotoğraf API” olarak adlandırılan Facebook veri ihlali, Facebook Mühendislik Direktörü Tomer Bar tarafından 14.12.2018 tarihinde https://developers.facebook.com/blog/post/2018/12/14/notifying-our-developer-ecosystem-about-a-photo-api-bug/ adresinde söz konusu Facebook uygulamasından kaynaklanan ihlalin “Geliştirici ekosistemimizi bir fotoğraf API'si hatası hakkında bilgilendirme” başlığıyla duyurmasının böyle bir ihlalin varlığı ve Facebook tarafından kabulü anlamına gelmesidir.

Kararda dikkat çeken bir husus ise yazılım hatasıyla bir bağı bulunmamasına rağmen Kurum’un Facebook tarafından alınan açık rızanın da hukuk ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu tespit etmiş olmasıdır. Kurulun verdiği karara göre açık rıza özgür irade ile alınması gereken bir husustur. Ancak Facebook tarafından ilgili kişinin açık rızası hizmetin sunulmasının ya da hizmetten yararlandırılmasının ön şartı olarak alınmaktadır. Bu durum da kanunda açıklanan açık rıza tanımına aykırılık oluşturmaktadır.

Kurul, yukarıda bahsedilen hususları göz önünde bulundurarak somut durumun bir veri ihlali olması ve Facebook’un ihlalin oluşmaması için Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrası çerçevesinde gerekli teknik ve idari tedbirleri almaması sebebiyle oybirliğiyle 1.100.000 TL idari para cezasına hükmetmiştir. 

Ayrıca Kurum söz konusu veri ihlalinin 19.09.2018 tarihinde tespit edilmesine rağmen Facebook tarafından Kuruma bildirim yapılmaması ve gerçekleşen veri ihlalinin ilgili kişilere 17.12.2018 tarihinde bildirilmeye başlandığının tespit edilmesi sebebiyle Kanunun 12 inci maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan en kısa sürede bildirim yapılması gerektiği hükmüne aykırı hareket edildiğini tespit etmiş, 550.000 TL idari para cezasına hükmetmiştir.

Söz konusu yazılım hatasının yaklaşık 6,8 milyon kullanıcıyı ve 1.500 uygulamayı etkilemiş olabileceği, bu durumun önlenmesinde yetersiz kalınması ve kullanıcılara zamanında duyuru yapılmaması sebebiyle ortaya çıkan veri ihlali ile verilen idari para cezasının orantılı olduğu söylenebilecektir.

Yaşanan bu veri ihlali sonrasında çokça kişisel verimizin yer aldığı Facebook ve benzeri platformlarda bu denli büyük yazılım hatalarının olabileceği düşünülerek paylaşılacak verilerde temkinli olunması ve özellikle şirketlerin Kişisel Verileri Koruma Kanunundan doğan yükümlülüklerini dikkatli bir şekilde yerine getirmesi gerekmektedir.


Stj. Av. Sinem İlikli

14 Kasım 2018 Çarşamba

GİRİŞİMCİLERİN PROJE VE FİKİRLERİNİ KORUMALARI MÜMKÜN MÜ?

Gün geçtikçe yeni sektörlerin ortaya çıktığı iş dünyasında son dönemlerin favorisi olan ve yatırıcımlar açısından da bir kazanç sağlama yolu olarak görülen Startup Şirketleri, ülkemizde de önem kazanarak ilerleme kaydetmekte. Startup şirketlerinin kurucusu olan girişimcilerin de aklına ilk aşamada bazı sorular takılmakta. Bunlardan en önemlisi de fikirlerini tescil ettirerek korumadan yararlanıp yararlanamayacaklarını öğrenmek. 

En baştan belirtmek gerekir ki salt şekilde fikrin hukuk dünyasında koruma altına alınabilmesi mümkün değildir. Somut bir ürün ortaya konmadıkça tescil ya da koruma talep edilememekte. Ancak eser ya da buluş sahibi bir kişinin ürününün korunmasını sağlamak amacıyla başvuruda bulunabileceği iki adet kurum vardır. Bunlardan birincisi Türk Patent Ve Marka Kurumu (TPMK) diğeri de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Telif Hakları Genel Müdürlüğü’dür.
TPMK bünyesinde hak sahibi olabilmenin dört yolu vardır. Bunlar; Patent, Faydalı Model, Endüstriyel Tasarım ve Marka’dır.

·       Patent 

Patent, buluş sahibine buluş konusu ürünü satma, kullanma veya üretme imkanı veren bir haktır. Buradan anlaşıldığı üzere Patent başvurusu için ortada bir buluşun varlığı gerekir. Bir buluşun da 

Patent hakkı kapsamında korunabilmesinin yolu aşağıda sayılı şartları taşımasıdır.
·       Yenilik
·       Tekniğin bilinen durumunun aşılması
·       Sanayiye uygulanabilirlik.

Yenilikten anlaşılması gereken, buluşun, başvuru işlemi gerçekleştirilmeden önce başkaları tarafından herhangi bir şekilde açıklanmamış olmasıdır.
Tekniğin bilinen durumunun aşılması da uzman bir kişi tarafından kolayca düşünülüp uygulanamayacak niteliğe haiz olmasıdır.
Sanayiye uygulanabilirlik ise buluşun, teorik bir bilgiden ziyade pratiğe uygulanabilme özelliğini barındırmasıdır.
Bu üç özelliği barındıran buluşlar TPMK kapsamında patente konu olabilirler.
Patent başvurusu sahibi “tekniğin bilinen durumunun araştırılması” işleminin ardından enstitüye incelemeli patent talebini üç ay içinde bildirmezse araştırma raporu dikkate alınmaksızın incelemesiz patent istediği kabul edilir. Bu durum başvuru sahibine yedi yıllık incelemesiz patent hakkı kazandıracaktır. Eğer inceleme talebinde bulunursa, inceleme sonucunda 20 yıllık koruma sağlayacak olan incelemeli patent hakkı sahibi olur.

·       Faydalı Model

Sanayiye uygulanabilen buluşların sahiplerine on yıl süre ile bu buluş konusu ürünü üretme ve pazarlama hakkının tanınmasıdır. Burada patentten farklı olarak tekniğin bilinen durumunun aşılması kriteri aranmaz.
Faydalı model belgesi alınması için gerekli prosedür patent hakkının alınmasıyla karşılaştırıldığında zaman bakımından daha hızlı masraf bakımından daha uygun olduğu için Faydalı Model başvuruları ülkemizde daha sık yapılmaktadır Patent ile arasındaki en önemli özellik tekniğin bilinen durumunu aşma kriterinin aranmaması olduğundan başvurular çok daha kısa sürede sonuçlanmaktadır.

·       Endüstriyel Tasarım

Bir eşyanın süs veya estetik olarak görüntüsüdür. Burada ürünün sadece estetik özellikleri korunur, o ürüne ait herhangi bir teknik özellik korunmaz.
Yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olan tasarımlar müracaat tarihinden itibaren 5 yıl koruma altına alınmaktadır. Bu süre beşer yıllık dönemlerde yenilenmek kaydıyla, 25 yıla kadar uzatılabilir. 

·       Marka

Bir şirketin ya da kişinin ürettiği ürünleri veya hizmetleri diğerlerinden ayırt etmeye yarayan işarettir. Markaya dahil olan işaretler; kişi adları, sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretlerdir. Markanın sahibine tanıdığı haklar ise, tek başına kullanma ve izinsiz kullanılmasını önleme yetkisiyle beraber haksız yere avantaj elde eden kişi ve taraflara karşıda haklarının korunmasını sağlamak. Marka, sahibine başvurudan itibaren 10 yıllık koruma süresi sağlar ve bu sürenin bitiminin ardından hak sahibinin onar yıllık uzatma imkanı mevcuttur.

·       Telif Hakkı
 
Telif Hakları Genel Müdürlüğüne yapılan Telif Hakkı başvurusu İsteğe Bağlı bir Kayıt-Tescil işlemidir. Eser üzerinden gerçekleştirilmekte olan bu işlem, eserin kimin tarafından meydana getirildiğini belirlemeye kolaylık sağlamak amacıyla yaptırılması zorunlu olmayan, yaptırılmadığında hak kaybına neden olmayan ve kişiye herhangi bir hak vermeyen beyana dayalı bir işlemdir. İsteğe Bağlı Kayıt-Tescil işlemi sonunda verilen belge eseri meydana getiren kişi ya da kişilerin kim olduğunun tespit edilmesinde kolaylık sağlar.

BİLGİSAYAR PROGRAMLARININ KORUNMASI

Bilgisayar programı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) 1/B/g maddesinde “Bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzene konulmuş bilgisayar emir dizgesini ve bu emir dizgesinin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmalarını” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 2. maddesinde de Bilgisayar Programları İlim ve Edebiyat Eserleri arasında sayılmıştır. 

Eser kavramının belirlenmesinde iki unsurun varlığı aranmaktadır. Bunlar,
·       FSEK’de belirtilen eser kategorilerinden birine dahil olmak,
·       Sahibinin özelliğini taşımak.

Bilgisayar Programlarının eser niteliğine sahip olabilmesi için, bilgisayar programlarının birbirinden ayrılması ve gözlemlenmesi mümkün olan; program akışı, algoritma, kaynak ve objektif kodu ve kullanıcı arayüzü unsurlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Bilgisayar Programlarının eser sahibi ise onun kaynak kodlarını yazan kişi ya da kişilerdir.
Ülkemizde sadece bilgisayar üzerinde çalışan yazılımlar; teknik özellik içermedikleri ve sanayiye uygulanabilirlik ölçütünü taşımadıkları gerekçeleriyle patent tescili ile değil Telif Hakkı tescili ile korunabilmektedir. Eğer bu yazılım aynı zamanda bir donanım, makine veya cihaz ile beraber çalışıyor ya da buna bağlı ise Patent ile koruma altına alınabilir. 

FİKRİN YATIRIMCILARLA PAYLAŞILMASI AŞAMASINDA KORUNMASI MÜMKÜN MÜ?

Çoğu girişimci yukarıda anlatılan aşamaları gerçekleştirmeden önce birçok yatırımcı ile görüşme yapmakta ve projesini detayıyla birlikte yatırımcıya anlatmaktadır. Girişimcilerin aktarmış oldukları bilgilerin güvenliğini sağlamak için imzalanacak Gizlilik Sözleşmesi yoluyla, taraflara sır saklama yükümlülüğü yüklenerek karşılıklı güven ilişkisi kurulabilir. Bu sayede Yatırımcı veya Girişimci aleyhine oluşabilecek bir durumda hukuki açıdan koruma sağlanmış olacaktır.
Girişimci bu görüşmeleri gerçekleştirmeden önceki aşamada yaptığı başvuru sonucu TPMK ya da Telif Hakkı kapsamında yararlanabileceği bir menfaati mevcutsa, bu kurumlar sayesinde hak kazandığı tüm hukuki yollara başvurabilir.

Av. Aylin Tarlan Tüzemen
Staj. Ozan Parlak

24 Ekim 2018 Çarşamba

KEFALET SÖZLEŞMESİ


A.            Tanımı
Kefalet sözleşmesi teminat amaçlı sözleşmelerdendir. Türk hukukunda teminat, ayni ve şahsi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kefalet şahsi teminat türlerindendir. Çünkü kefil, borçlu borcunu ödemediği takdirde borcu ödeyeceğine ilişkin teminat veren kişidir. Türk Borçlar Kanunu 581. maddesinde tanımlanmaktadır.

MADDE 581- Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.

B.            Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları:
Hem alacaklıyla borçlu arasındaki esas sözleşmenin hem de kefalet sözleşmesinin geçerli olması gerekmektedir. Çünkü kefalet sözleşmesinden doğan borç, fer’i (bağlı) bir borçtur.

1.              Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için öncelikle esas sözleşmenin geçerli olması gerekir.
Geçerli bir esas sözleşmenin bulunması: TBK m.582 mevcut ve geçerli bir borcun olması gerektiğinden söz eder. Kesin hükümsüzlük sebeplerinden biriyle esas sözleşme geçersizse fer’ilikten (bağlılıktan) dolayı kefalet sözleşmesi de geçersiz olacaktır.

MADDE 582- Kefalet sözleşmesi, mevcut ve geçerli bir borç için yapılabilir. Ancak, gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kefalet sözleşmesi kurulabilir.

Yanılma veya ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun sorumlu olmadığı bir borç için kişisel güvence veren kişi, yükümlülük altına girdiği sırada, sözleşmeyi sakatlayan eksikliği biliyorsa, kefaletle ilgili kanun hükümlerine göre sorumlu olur. Aynı kural, borçlu yönünden zamanaşımına uğramış bir borca kefil olan kişi hakkında da uygulanır. Kanundan aksi anlaşılmadıkça kefil, bu bölümde kendisine tanınan haklardan önceden feragat edemez.

2.              Kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşulları (esas sözleşmenin geçerliliğinden ayrı olan koşullar):
a.              Bir sözleşmenin geçerli olarak kurulabilmesi için öncelikle irade beyanları gerekir.
b.             Tam ehliyetli olunması gerekir. Çünkü kanun, kefil olmayı tam ehliyetsizler bakımından yasak işlemlerden biri olarak saymıştır. Kefil, kendini borç altına sokan bir işlem yaptığı için tam ehliyetli olmak zorundadır.
c.              Genel geçerlilik koşulları sağlanmış olmalıdır. Yani sözleşme muvazaa gabinle vb. şekilde sakat olmamalıdır.  
d.             Kefalet sözleşmesi için önemli olan bir diğer geçerlilik koşulu şekildir. Kanunda ayrıntılı olarak ve nitelikli şekil halinde düzenlenmiştir. Nitelikli yazılı şekil, kanunda belirtilen bazı hususların muhakkak kişinin el yazısından çıkması gereken halleri belirtir.
e.              Yazılılık
·               Hangi miktarda sorumlu olunduğunun (azami miktarın) el yazısıyla yazılması
·               Kefaletin tarihinin el yazısıyla yazılması
·               Eğer ki müteselsil kefalet ise kefaletin türünün el yazısıyla yazılması

MADDE 583- Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.

Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.

Esas olan adi kefalettir. İstisna olan müteselsil kefalettir. İstisna olan müteselsil kefalet yapılmak isteniyorsa müteselsil kefalet ibaresi veya bu anlama gelecek ifadelerin muhakkak el yazısıyla sözleşmeye yazılması gerekir. Böyle bir ifade yoksa adi kefalet sözleşmesi söz konusu olacaktır.
Kefalet sözleşmesinde değişiklik yapılmak istenirse, yine aynı şekle uyularak yapılabilir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken şey, değişikliğin borçlunun ve kefilin aleyhine olup olmadığıdır. Kefilin sorumluluğunu arttıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hükümsüzdür. Kefilin sorumluluğunu azaltan değişiklikler, adi yazılı şekille de yapılabilir.
Şekil için gereken bir diğer husus, eşin yazılı rızası: TBK m.584 uyarınca bu rıza ya işlemden önce ya da en geç işlem sırasında alınmalıdır. Sonradan verilecek rıza kabul edilmemiştir. Ek fıkrada sayılan durumlarda eşin rızası aranmamaktadır. Kefalet sözleşmesinde bir değişiklik yapılıyorsa ve kefilin durumu bir önceki duruma göre hafifletiliyorsa yine eşin rızası aranmamaktadır.

MADDE 584- Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.

Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.

Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.

C.            Kefalet Türleri

1.             Adi Kefalet: TBK m.585 uyarınca, aksi belirtilmemişse esas kefalet türü adi kefalettir. Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça kefili takip edemez. Bu zaten kefaletin özünden kaynaklanır çünkü kefalet bir teminattır. Talilik ilkesinden çıkar. Eğer sözleşmede müteselsil ve buna denk gelen ifadeler kullanılmamışsa, adi kefalet olacaktır.

MADDE 585- Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez; ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir:
1. Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması.
2. Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi.
3. Borçlunun iflasına karar verilmesi.
4. Borçluya konkordato mehli verilmiş olması.

Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz.

Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılabilir.

Adi kefalette müteselsil kefaletten farklı olarak kefilin tartışma def’i(peşin dava def’i) ileri sürme hakkı bulunmaktadır.
Tartışma def’i: Eğer alacaklı, borçluyu TBK m.585/1 uyarınca takip etmemişse, önce borçluya gitmeyip doğrudan kefile gitmişse, kefilin borcunun ikincil dereceli olduğunu söyleme hakkıdır. Ödemezlik def’ine benzer, geçici bir def’idir. Adi kefalette adi kefilin sahip olduğu bir def’i hakkıdır.

2.             Müteselsil Kefalet: Alacaklı, borçluyu takip etmeden doğrudan kefile gidebilir. Ancak bunun için;

1.              Borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya
2.              Açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması
gerekmektedir. Buradaki ihtar, temerrüt ihtarı değildir. ‘’ve’’ denildiği için alacaklının muhakkak suretle belirli vade olsa dahi yani o gün temerrüde düşmüş olsa bile borçlunun borcu ödemesi konusunda ihtar çekmesi gerektiği, bu ihtar sonuçsuz kaldığı anda müteselsil kefile gidilebileceği anlamına gelir.

MADDE 586- Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.            
Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.

D.            Kefalet Sözleşmesinin Şekline İlişkin Yargıtay Kararları

1.             Yargıtay Kararı - 6. HD., E. 2015/940 K. 2015/11221 T. 17.12.2015
… 2-Davalılardan kefil F.. K..’ın temyiz itirazlarına gelince; Taraflar arasında 01.06.2003 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı borçlulardan F.. K.. kira sözleşmesini müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davacı alacaklı, davalı kiracı şirket ve kefil aleyhine 13.11.2009 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile Ocak/2007 ile Haziran/2014 ayları arası toplam 52.500-TL asıl alacak ile 7.378,76-TL işlemiş faizin tahsilini istemiştir. Müteselsil kefaleti düzenleyen T.B.K.nun 586.maddesi ile kefalette şekil şartını düzenleyen 583.maddesi hükmüne göre kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe kefalet geçerli olamaz. Müteselsil kefilin sorumluluğu kira sözleşmesindeki ilk yıl için geçerlidir. Yenilenen dönemlerde de sorumlu tutulabilmesi için kefalet süresi ile kefil olunan miktarın açıkça kararlaştırılması gerekmektedir. Davacının dayandığı kira sözleşmesinde de kefilin sorumlu olduğu süre ve kefalet miktarı açıkça kararlaştırılmadığına göre yenilenen döneme ait kira parasından kefilin sorumlu tutulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.

2.             Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2015/2504 K. 2015/3630 T. 16.3.2015
… İhtiyati haciz talep eden vekili, müvekkil banka ile asıl borçlu ... arasında Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi ve Business Card üyelik sözleşmesi akdedildiğini, aleyhine ihtiyati haciz istenenin adı geçen sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçlunun anılan sözleşmelere dayanarak kredi kullandığını, müvekkil banka tarafından çekilen ihtarnamelere rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek borca müteselsil kefil olan borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini talep etmiştir
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, aleyhine ihtiyati haciz istenen karşı tarafın TBK 583/1 maddesi gereğince Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi ve Business Card üyelik sözleşmesine sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefaleti kabul ettiğini kendi el yazısı ile yazmadığı, kefalet sözleşmesinde TBK 583 maddesinde aranan şekil şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz talep eden vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ihtiyati haciz talep eden vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ihtiyati haciz talep eden vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

3.             Yargıtay Kararı - 15. HD., E. 2016/4964 K. 2018/722 T. 21.2.2018
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı Batı Kardelen Sitesi A ve C Blok Yönetimi vekillerince temyiz edilmiştir.
Sözleşme 26.06.2014 tarihlidir. Sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinin 1. fıkra 2. cümlesinde; kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu hükmü konulmuştur. Yasada öngörülen bu şekil, geçerlilik şartı olup, görevi gereği mahkemelerce, istinaf ve temyiz halinde bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay'ca kendiliğinden gözetilmelidir.
Davacının dayanağı 26.06.2014 tarihli sözleşmede temyiz eden kefil yönetimleri temsilen yöneticilerinin az yukarıda belirtilen şekilde el yazısı ile bir beyanları bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece kefalet sözleşmesi TBK'nın 583/I-c 2. cümlesinde belirtilen şeklide düzenlenmemiş olup, geçersiz olduğundan temyiz eden davalılar A ve C blok yönetimleri hakkındaki davanın reddine karar verilmesi yerine bu husus gözden kaçırılarak yanlış değerlendirme ile kısmen kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalılar ... .... Sitesi A ve C Blok Yönetimi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'ne geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 21.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

4.             Yargıtay Kararı - 19. HD., E. 2016/6371 K. 2016/9497 T. 26.5.2016
Davacı vekili, dava dışı ... ile müvekkili banka arasında 03.04.2013 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalının da bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine müvekkili bankanın alacağının tahsili için dava dışı asıl borçlu ve davalı kefil aleyhine başlattığı takibe davalının itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı banka tarafından matbu olarak hazırlanan kefalet sözleşmesinin TBK'nun 582., 583. ve 584. maddelerine aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunu, müvekkilinin kefaleti için eşinin rızasının alınmadığı gibi, müvekkilinin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olduğuna dair ifadenin müvekkilinin el yazısı ile yazılmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davalı....'in dava konusu sözleşmenin akdedildiği 03/04/2013 tarihi itibariyle bekar olması nedeniyle, kefilliğinde eşin rızasının alınmadığı iddiasının yerinde olmadığı, ancak TBK'nun 583. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda,bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin kefalet beyanı kısmında davalının el yazısı ile yazılmış bir tarih ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarın bulunmaması nedeniyle kefaletin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 26/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

5.             Yargıtay Kararı - 6. HD., E. 2015/6525 K. 2015/9145 T. 27.10.2015
Kira sözleşmesinin tarafları davacı ile davalı kiracı A.Tic.Ltd.Şti.dir. Davalı M. . D. ise sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil ibaresi altında imzalamıştır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesinde '' Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz '' düzenlemesi bulunmakta olup, anılan yasa az önce yukarıda belirtildiği üzere kefaletin geçerli olması için kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla ve bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğunu öngörmüştür. Davaya konu kira sözleşmesinde hususi şartlar 19.maddesinde “müşterek borçlu ve müteselsil kefilin kefaletinin 10 yıl süreli ve 20.000 TL ile geçerli olacağı” kararlaştırılmış ise de bu ibare daktilo ile yazılmıştır. Bu durumda kira sözleşmesindeki kefalete ilişkin düzenlemenin TBK 583.maddesine uygun bir kefalet olmadığının kabulü gerekir. O halde Mahkemece,kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek davanın davalı kefil M.R. D. yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu davalı hakkında ki davanın da kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda (1) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı kiracı şirket hakkındaki kararın ONANMASINA, (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı kefil M.R. D.hakkındaki kararın BOZULMASINA, 27/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Stajyer Av. Sinem İlikli

KAYNAKÇA
1.             Prof. Dr. Fikret Eren Borçlar Hukuku Özel Hükümler 5. Baskı
2.             Yargıtay kararları: www.lexpera.com.tr
-->

Etiketler

marka Turkuaz Kart Türk Patent ve Marka Kurumu Uluslararası İşgücü Kanunu personal data protection privacy sınai mülkiyet kanunu KVKK Marka Koruması Sınai Mülkiyet kişisel veri kişisel verileri koruma kanunu marka tescili veri gizliliği Auditor Board of Directors Corporate Responsibility Corporate Social Responsibility E-Commerce Web Sites E-Ticaret siteleri E-Ticarette Güven ETBİS; e-ticaret; E-ticaret bilgi sistemi Facebook Faydalı Model; Teşvik; KOSGEB; Turquality; Sınai Mülkiyet Fikri Mülkiyet Foreign Currency Ban; Foreign Currency; Prohibition of Foreign Currency; Presidential Decree No. 85; Real estate sale contracts; Real estate rental contracts Güven Damgası Güven Damgası Sağlayıcısı Human Rights; Equality; Labour Law; discrimination; mobbing; 6701; Human Rights and Equality Institution Industrial Property Law International Workforce Law KVKK; KVK; Kişisel Verilerin Korunması; Data Privacy; GDPR; Privacy; Kişisel Veri; Personal Data; Özel Nitelikli Kişisel Veriler; Aydınlatma Yükümlülüğü; Envanter; VERBIS Kişisel Veri Rehberi Kişisel Veri Saklama ve İmha Politikası Kişisel Veriler; Kişisel Verilerin Korunması; Veri Sorumlusu; Veri Sorumluları; Kişisel Veri Envanteri; Veri Sorumluları Sicili Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kişisel Verilerin Korunması Kurumu Kişisel VerilerinPrivacy; Kişisel Veri; Personal Data; Özel Nitelikli Kişisel Veriler; VERBIS Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kurumsal Sürdürülebilirlik Madrid Protokolü Markanın Tescili Markaya Tecavüz Minority Minority rights OHAL Personal Data Protection Authority Protection of Personal Data; Data Controller; Register of Data Controllers; Committee of Protection of Personal Data; Personal Data Inventory; Personal Data Retention and Disposal Policy Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi; Ar-Ge; Teknoloji Transfer Ofisi Security Seal Communiqué Security Seal Providers Sermaye Şirketleri Sınai Mülkiyet Kanunu Tasarısı Trade Mark Turkish Commercial Code Turkish Personal Data Protection Board Turkuaz Kart nedir Turquoise Card Türk Patent Enstitüsü Veri Sorumlusu; Kişisel Veri Envanteri; Veri Sorumluları Sicili Yabancıların Türkiye'de Çalışması Yeni Türk Ticaret Kanunu; Tek Kişilik Şirketler; Anonim Şirketler; Limited Şirketler başvurusu data privacy elektrik enerjisi enerji enerji kaynakları ethics; code of ethics; corporate governance facebook violation fazla çalışma; fazla sürelerle çalışma; fazla mesai; yazılı onay geçici iş ilişkisi gizli bilgi gizlilik human rights convention ikamet izni intellectual property law iptali iş sırrı kefalet; kefil; müteselsil kefil kimlere verilir kira; kira artış oranı; TÜFE; ÜFE kişisel verileri işleme marka hakkı marka itiraz marka korumasında yenilikler markaya itirazda süre merkezi tüzel kişilik bilgi sistemi personal data personal data processing private employment agencies residence permit in Turkey sadakat borcu taklit tanınmış marka temporary employment relationship ticaret sicil memurluğu work permit in Turkey yenilenebilir enerji yönetim kurulu başkanı; TTK madde 366 yıllık ücretli izin yönetmeliği yıllık ücretli izin; izin süresinin tespiti Çalışma İzni çalışma izinleri çalışma izni çalışma izni muafiyeti özel istihdam büroları İflas Erteleme İkamet İzni İş Kanunu; Çağrı Üzerine Çalışma; Uzaktan Çalışma; Geçici İş İlişkisi; Yeni Düzenleme İş sözleşmesi